Ekonomi & Tarım YAZARI
Eşref Toprak
Yerel Piyasa ve Tarım Uzmanı
Beyaz Altın Kararıyor, Zeytinde Fırtına Kapıda: Ege Çiftçisi Bu Kışı Nasıl Çıkaracak?
Pamuk Tarlalarında Sessiz Çöküş
Ege’nin asırlık gururu olan 'beyaz altın' yani pamukta gelinen tablo tam anlamıyla bir üretim krizidir. Son paylaşılan borsa ve rekolte verilerine göre, Ege Bölgesi genelinde pamuk ekim alanları neredeyse yarı yarıya eriyerek 49 bin hektara kadar geriledi. Bir kilogram kütlü pamuğu tarladan kaldırmanın maliyeti 42-45 lirayı bulmuşken, piyasada fiyatın 38-40 liraya sıkışıp kalması üreticiye açıkça 'sen bu işi bırak' demek değil midir? Üç sezondur tarlasından zararla kalkan çiftçi pamuk ekmekten vazgeçip alternatif ürünlere kaçıyor veya toprağını nadasa bırakıyor. Pamuk ekilmeyen bir Söke, çırçır fabrikaları susmuş bir Aydın ve lif pamuk bulamayan Denizli tekstilcisi düşünülebilir mi? Pamuğun tarlada bitmesi, yarın çarşıdaki esnafın siftahsız dükkan kapatması demektir.
Zeytinde Destek Feryadı ve Dalda Kalan Alın Teri
Pamuk böyle de zeytinliklerimiz güllük gülistanlık mı? Hasat telaşının tüm köyleri sardığı şu günlerde, üreticinin yüzü yine gülmüyor. Tariş ve bölgedeki ziraat odalarının Ankara’ya ilettiği çağrı aslında sahadaki yangının resmi belgesidir; üretici litre başına en az 50 liralık doğrudan prim desteği talep ediyor. Küresel piyasalarda İspanya rekoltesinin getirdiği fiyat baskısı bir yandan, katlanan toplama işçiliği ve sıkım masrafları diğer yandan üreticinin boğazına sarılmış durumda. Eğer maliyetin altında kalan alım fiyatlarına seyirci kalınırsa, zeytin yine dalında kalacak, hasat yarım kalacaktır. Tarladaki zeytinyağı üreticisi kazanamazsa, kentteki vatandaşın sağlıklı ve hilesiz yağa makul fiyata ulaşabileceğini mi sanıyorsunuz?
Toprağı Küstüren Yarınını Kaybeder
Artık lafı dolandırmanın vakti geçti; Ege çiftçisi afaki vaatler veya geciken prim takvimleri değil, hasat başlamadan maliyetini kurtaracak net bir taban fiyat ve doğrudan mazot-gübre sübvansiyonu istiyor. Üretim maliyetlerinin sadece yüzde 7-8’ini karşılayan sembolik desteklerle bu tekerlek dönmez. Bu bereketli topraklar yüz yıllardır bizi doyurdu, lakin sabrı tükenmek üzere. Buradan soruyorum: Kendi çiftçisini tarlasına küstüren, tohumunu toprağa atamaz hale getiren bir ülke, yarın çocuklarının sofrasını hangi ithal ürünle kuracak? Toprağımıza ve üreticimize sahip çıkmak artık sadece bir ekonomi meselesi değil, doğrudan soframızın bağımsızlık davasıdır.