Ekonomi & Tarım YAZARI
Eşref Toprak
Yerel Piyasa ve Tarım Uzmanı
Dalında Kalan Zeytin Kime Küstü? Bereket Yılında Ege Çiftçisinin Büyük Çıkmazı
Ağaçta Rekor Rekolte Tarlada İş Bırakma İsyanı
Bakınız, zeytin ağacı cömert davrandı, dallar bereketiyle dolup taştı. TÜİK verileri bile bu sezon rekor bir rekolteye işaret ediyor. Fakat tarladaki acı gerçeği hiçbir süslü grafik gizleyemiyor. Bugün Aydın Karacasu'da, Akhisar'da üretici zeytinin kilosunun 20 liraya kadar düştüğünü görünce kahroluyor. Düşünün; bir yevmiyenin 1.500 liraya dayandığı, mazotun litre fiyatının cepleri yaktığı, gübre masrafının katlandığı bir dönemde üretici zeytinini toplasa borcunu kapatamıyor. 'Toplarsam daha çok batarım, varsın dalında kalsın, kuşlar yesin' sözü hangi vicdanı sızlatmaz? Soruyorum size dostlar; emeğinin karşılığını alamadığı için bin yıllık zeytinliklerinde hasadı durduran bir çiftçinin memleketinde tarımın geleceğinden nasıl emin olacağız?
Küresel Rekabet Sert İhracatçı Çıkmazda
Mesele sadece tarlayla da bitmiyor; tarladaki düğüm doğrudan ihracat kapımıza dayanmış vaziyette. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun'un bugün altını çizdiği gerçekler tam da çarşıdaki esnafı ve tüccarı ilgilendiriyor. Dünyada da rekolte yüksek, İspanya gibi devler piyasaya yükleniyor. Bizim ihracatçımız ise yüksek maliyetlerin, finansmana erişim darboğazının ve dış pazarlardaki kota engellerinin altında eziliyor. Avrupa Birliği'nin uyguladığı komik kota sınırları ve ABD pazarındaki ek gümrük yükleri belimizi büküyor. İhracatçı malı yurt dışına satamadığı, önünü göremediği zaman iç piyasada tüccar köylüye peşin para ödeyemiyor; çarklar durma noktasına geliyor. Çiftçinin cebine girmeyen para, yarın ilçe pazarındaki esnafa, traktör tamircisine, bakkala da uğramaz. Hepimiz aynı gemideyiz, dalgalar büyüyor farkında mısınız?
Bereketin Faturasını Üreticiye Kesmeyelim
Peki, şimdi oturup kara kara ağlaşacak mıyız? Asla. Ege toprağı ye’se kapılmayı değil, aklı ve dayanışmayı emreder. Çözüm bellidir: Acil olarak müdahale alımları devreye sokulmalı, Tariş ve ziraat odaları kooperatif gücünü arkasına alarak üreticinin maliyetinin altına düşmeyecek gerçekçi taban fiyat mekanizmalarını hayata geçirmelidir. İhracatta yaşanan tıkanıklığı aşmak adına devletimiz Brüksel ve Washington hattında bürokratik değil, cesur ticari diplomasisini konuşturmalı; kotayı ve vergileri üreticimiz lehine revize ettirmelidir. Mazot ve elektrikteki vergi yükü hasat boyunca askıya alınmalı, köylünün omzundaki küfe hafifletilmelidir. Unutmayalım; bugün dalında sahipsiz bırakılan her zeytin tanesi, seneye soframıza fahiş fiyat olarak geri döner. Çiftçiyi tarlada tutamazsak, yarın o zeytin ağacının gölgesinde sığınacak bir geleceğimiz kalmaz.