Eşref Toprak
Ekonomi & Tarım YAZARI

Eşref Toprak

Yerel Piyasa ve Tarım Uzmanı

Dalında Kalan Zeytin Kime Küstü? Bereket Yılında Ege Çiftçisinin Büyük Çıkmazı

Dalında Kalan Zeytin Kime Küstü? Bereket Yılında Ege Çiftçisinin Büyük Çıkmazı
Gelin bu sabah kahvehanedeki çayımızı yarım bırakıp Akhisar'ın, Edremit'in, Aydın Karacasu'nun zeytinliklerine doğru bir uzanalım. Sabahın ayazında elleri nasırlı çiftçimizin yüzündeki o derin çizgileri hiç bu kadar kederli görmüş müydünüz? Bugün Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin açıkladığı son veriler masamıza düştü: Yılın ilk 9 ayında zeytin ve zeytinyağı ihracatımız yüzde 28 gerileyerek 273 milyon dolara kadar indi. Rakamlar Ankara'daki bürokratın ya da plazadaki analistin ekranında sıradan bir istatistikten ibaret görünebilir; fakat ovaya indiğinizde bu tablonun adı düpedüz 'varlık içinde yokluk' çekmektir. Ağaçlarımız meyveden kırılıyor, 'var yılı' geldi diye seviniyorduk; peki ne oldu da Ege'nin kadim ağacı kendi üreticisini ağlatır hale geldi?

Ağaçta Rekor Rekolte Tarlada İş Bırakma İsyanı

Bakınız, zeytin ağacı cömert davrandı, dallar bereketiyle dolup taştı. TÜİK verileri bile bu sezon rekor bir rekolteye işaret ediyor. Fakat tarladaki acı gerçeği hiçbir süslü grafik gizleyemiyor. Bugün Aydın Karacasu'da, Akhisar'da üretici zeytinin kilosunun 20 liraya kadar düştüğünü görünce kahroluyor. Düşünün; bir yevmiyenin 1.500 liraya dayandığı, mazotun litre fiyatının cepleri yaktığı, gübre masrafının katlandığı bir dönemde üretici zeytinini toplasa borcunu kapatamıyor. 'Toplarsam daha çok batarım, varsın dalında kalsın, kuşlar yesin' sözü hangi vicdanı sızlatmaz? Soruyorum size dostlar; emeğinin karşılığını alamadığı için bin yıllık zeytinliklerinde hasadı durduran bir çiftçinin memleketinde tarımın geleceğinden nasıl emin olacağız?

Küresel Rekabet Sert İhracatçı Çıkmazda

Mesele sadece tarlayla da bitmiyor; tarladaki düğüm doğrudan ihracat kapımıza dayanmış vaziyette. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun'un bugün altını çizdiği gerçekler tam da çarşıdaki esnafı ve tüccarı ilgilendiriyor. Dünyada da rekolte yüksek, İspanya gibi devler piyasaya yükleniyor. Bizim ihracatçımız ise yüksek maliyetlerin, finansmana erişim darboğazının ve dış pazarlardaki kota engellerinin altında eziliyor. Avrupa Birliği'nin uyguladığı komik kota sınırları ve ABD pazarındaki ek gümrük yükleri belimizi büküyor. İhracatçı malı yurt dışına satamadığı, önünü göremediği zaman iç piyasada tüccar köylüye peşin para ödeyemiyor; çarklar durma noktasına geliyor. Çiftçinin cebine girmeyen para, yarın ilçe pazarındaki esnafa, traktör tamircisine, bakkala da uğramaz. Hepimiz aynı gemideyiz, dalgalar büyüyor farkında mısınız?

Bereketin Faturasını Üreticiye Kesmeyelim

Peki, şimdi oturup kara kara ağlaşacak mıyız? Asla. Ege toprağı ye’se kapılmayı değil, aklı ve dayanışmayı emreder. Çözüm bellidir: Acil olarak müdahale alımları devreye sokulmalı, Tariş ve ziraat odaları kooperatif gücünü arkasına alarak üreticinin maliyetinin altına düşmeyecek gerçekçi taban fiyat mekanizmalarını hayata geçirmelidir. İhracatta yaşanan tıkanıklığı aşmak adına devletimiz Brüksel ve Washington hattında bürokratik değil, cesur ticari diplomasisini konuşturmalı; kotayı ve vergileri üreticimiz lehine revize ettirmelidir. Mazot ve elektrikteki vergi yükü hasat boyunca askıya alınmalı, köylünün omzundaki küfe hafifletilmelidir. Unutmayalım; bugün dalında sahipsiz bırakılan her zeytin tanesi, seneye soframıza fahiş fiyat olarak geri döner. Çiftçiyi tarlada tutamazsak, yarın o zeytin ağacının gölgesinde sığınacak bir geleceğimiz kalmaz.
Yazıyı beğendiniz mi? Çevrenizle paylaşarak destek olabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir