Kütahya'nın Simav ilçe merkezindeki Tabakhane Mahallesi'nde bulunan ve 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri arasında yer alan Nasuhağa Camii, asırlara meydan okuyan duruşuyla kentin en kıymetli simgelerinden biri olmayı sürdürüyor. 1789 yılında tamamlanan tarihi ibadethane, geçen süre zarfında atlattığı yangın felaketine ve merkez üssü Simav olan şiddetli sarsıntılara rağmen özgün taş dokusunu koruyarak günümüze ulaşmayı başardı.
Yangından Kurtuldu Kitabesi Kül Oldu
Tarihi kayıtlara göre ibadethanenin temelleri, Emet ve Simav bölgesinde hüküm süren son Osmanlı derebeylerinden Nasuhoğlu Nasuh Ağa'nın 1784 yılında Simav'a gelmesiyle atıldı. Nasuh Ağa, arazide önceden yer alan ahşap mescidi güney yönüne taşıtarak yerine 1789 yılında bugünkü kesme taş camiyi inşa ettirdi. Yapı, Simav'da 1872 senesinde meydana gelen büyük yangından fiziki olarak zarar görmeden kurtulsa da binanın tarihi kitabesi alevlerin arasında kalarak yok oldu. Vakıf kayıtları incelendiğinde, caminin devamlılığı ve bakımını sağlamak üzere geçmişte 10 dükkân, 2 konut ve bir türbe değirmeninin vakfedildiği görülüyor.
Depremlerin Ardından Statik Yapısı Güçlendirildi
Kesme taş işçiliğiyle örülen ana gövdesi, tuğladan minaresi ve sekizgen kasnak üzerine oturtulan kurşun kaplı kubbesiyle ilçe siluetine damga vuran mabet, 1990 senesinde aslına uygun biçimde restore edildi ve bu çalışma sırasında yapıya son cemaat yeri dahil edildi. Simav'ın aktif fay hattında yer alması sebebiyle sismik hareketlerden doğrudan etkilenen tarihi yapı, 17 Şubat 1999 tarihindeki 5 büyüklüğündeki depremde ilk hasarını aldı. 19 Mayıs 2011 tarihinde kaydedilen 5,9 büyüklüğündeki büyük Simav sarsıntısında da duvarlarında ve taşıyıcı noktalarında çatlaklar oluşan ibadethane, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen temel güçlendirme ve restorasyon uygulamalarıyla yeniden sağlamlaştırıldı. Nasuhağa Camii, ilçenin yaşayan tarihi mirası olarak cemaatini ağırlamaya devam ediyor.