Ana sayfa Genel Asılsız Soykırım iddiaları ve 24 Nisan 1915

Asılsız Soykırım iddiaları ve 24 Nisan 1915

İçende yaşadığımız Anadolu yarımadası ve Ortadoğu tarih boyunca pek çok medeniyete, istilaya ve milletler arası savaşlara ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Özellikle 19. yy. sonlarında 20.yy. başlarında Emperyalist güçlerin çıkar çatışmalarına ve Pazar kapma mücadelelerine sahne olmuştur.

Ermenilerde bu bölgedeki kavimler den biridir. Ancak tarihin hiçbir bölümünde bu bölgede Ermeni Devleti görülmemiştir, kısa ömürlü küçük prenslikler kurulduğu görülür. Orta Asya’dan beri gelen İpek Yolu güzergâhın da ticaret ile uğraştılar çevredeki devletlerin siyasi sahipleri onları pek ilgilendirmedi ticaretlerine baktılar, ta ki Bizans’tan ayrı bir Hıristiyan mezhebi seçene kadar.            Türklerle Ermeniler bu coğrafyada 1015 yıllardaki ilk Anadolu Türk akınlarında karşılaşmıştır. Biz 1071 Malazgirt ile Anadolu’ya geldiğimizde bölgede Bizanslılar Ermenilerin büyük bir bölümünü imha etmiş, bütün Ermeni kiliselerinin mallarını, yağmalamış din adamlarını katletmiş ve Ermenileri Anadolu’nun doğusundan batı taraflarına; İstanbul, Trakya’ya doğru sürmüş, yani tehcir etmiştir. Esas soykırımı Bizans kendi dindaşlarına yapmıştır, tarih kaynakları bunu aktarıyor.

Ecdadımız Anadolu da hüküm sürdüğü her dönemde ticaret ve sanat ile uğraşan Ermenilere itibar etmiş dinlerinde örf ve adetlerinde serbest bırakmış, Osmanlı döneminde “sadık millet”denilmiş; saraylarda vezir, saray doktoru yapılmış, hatta hazineyi dahi emanet edecek seviyeler getirilmiştir. Bizim Ermeni meselesi diye bir meselemiz yoktur. Ecdadımız Ermeni ihanete uğramıştır. Özellikle 19.yy yarsından itibaren Müslüman-Türk katliamı vardır. Başta Çarlık Rusya ve Avrupa özellikle Fransa’nın başını çektiği Ermeni İsyanı ile ortaya çıkan milliyetçilik duyguları ile kışkırtılıp, içinde yüz yılarca yaşadığı Osmanlı Devleti’ne ihanet etmesi vardır.

Ermeni konusunu gündeme getirildiği dönemin genel tablosuna baktığımızda olay daha iyi anlaşılacaktır. O tarihler de Osmanlı Devletin de ne oluyordu.  93. Harbinin yenilgi tahribatı zor atlatılmışken, Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile bu bölgeler elden çıkmış, Birinci Dünya savaşın da 9 cephede birden savaşmak zorunda bırakılmış. Suriye, Filistin, Süveyş, Basra ve Irak savaş var ve Osmanlı Ordusu Kafkas Cephesine Sarıkamış da yenilmesinin ardından İngiltere ve Fransa öncülüğünde Müttefik donanması Çanakkale ye saldırmasına paralel olarak Ermeni komitecileri Osmanlı Ordusunu arkadan vurmak ve ikmal yollarını kesmek için harekete geçmişler, silahlı isyanlara başlamışlardı. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti Dâhiliye Nezareti (İç işleri Bakanlığı)tarafından 24 Nisan 1915 de yayınlanan bir genelge ile İstanbul’da Ermeni komiteleri ve cemiyetlerinin ileri genleri ve isyanları teşvik eden Ermeni Devrimci Partisi (EDP) Taşnaksutyan’ın 235 üyesi tutuklanmıştır. Bu tutuklananlardan bir kısmı Haydarpaşa’dan trenle Ankara ve Çankırı’ya yerleştirilmiştir. Sözde “Ermeni Soykırımı”nın başlangıcı diye dilendirdikleri tarih 24 Nisan gerçeği budur. Tesadüfe!..  bakın ki bu olayın ertesi gün 25 Nisan 1915 Müttefik orduları Çanakkale’yi karadan geçmek için kara harekatını başlatarak ilk çıkarmayı başlattılar.

Osmanlı hükümetinin Ermeni komitelerini kapatarak elebaşlarını tutuklaması Ermeni isyanlarını durduramadı. Rus ordularının Doğu Anadolu’da ilerlemesi, Çanakkale’de Kara Savaşlarını olanca hızıyla devam ettiği günlerde Zeytun, Bitlis, Siirt, Muş, Sason, Erzurum ve Van da Ermeni isyanları patlak vererek büyümesi üzerine Dâhiliye Nazırı Talat Paşa sorumluğu üzerine alarak Zeytun ve Maraş bölgesinden isyan edenleri Konya’ya sevk etmeye başladı, fakat sevk daha sonra güneye kaydırıldı. Bu sevk iskân uygulaması kanuna dayandırılmış 27 Mayıs 1915 tarihinde “ Vakt-i Seferde icraat-ı hükümete karşı gelenler için cihet- i askeriyece ittihaz olunacak tedâbir hakkında kanun-ı muvakkat” adıyla sevk ve iskân kanunu çıkarılmıştır. 30 Mayıs 1915 de Meclis-i  Vükela sevk ve iskânın nasıl yapılacağının esasları belirlenmiştir.

10 Haziran 1915 de yayınlanan 8 maddelik talimat ile sevk ve iskânın nasıl yapılacağı belirlenerek uygulanmaya başlanmıştır. Sevkiyatın büyük bir intizam içersinde gerçekleştirildiğini yabancı misyon görevlilerinin bir kısmı tarafından doğrulanmıştır. ABD Halep Konsolosu  J.B . Jackson’ın İstanbul Büyükelçisi H.Morgenthau’ya  8 Şubat 1916 da yazdığı raporda Halep, Şam ve Zor bölgesinde 486.000 kişi bulunduğunu ve yardıma muhtaç olduklarını bildirmiştir. Haziran 1915 de başlayan sevk ve iskân, 25 Kasım 1915 de geçici olarak 15 Mart 1916 da da tamamen durdurulmuştur. Osmanlı Hükümeti savaş şartlarında sevk ve iskân kararı almasının amacı: Ermenilerin hükümet aleyhinde bulunmalarını , bir Ermeni hükümeti kurmalarını önlemek ve Anadolu’nun bir kısmının elden çıkmasına engel olmak, bölge halkının can ve mal güvenliği için bir tedbir olarak sevk ve iskân kanunu çıkarmak zorunda kalmıştır. Hiçbir resmi belgede tehcir kelimesi kullanılmamış özellikle amacına uygun olarak sevk ve iskân kullanılmıştır. Ermeni sevk ve iskânı sırasında suç işleyen ve ihmali görünenler Divan-ı Harp Mahkemelerin de toplam 1673 kişi yargılan ve 106 kişi idam edildi. Haksız yer idam edilen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey bunlardan biridir.

Günümüzde Ermeni Diasporası genelgenin yayınlandığı 24 Nisan 1915’i her yıl  “Soykırım günü” olarak anmaktadırlar. Halbuki 24 Nisan tutuklamaları esnasında herhangi bir çatışma ve ölüm olayı söz konusu olmamıştır. Ermenilerin 24 Nisan 1915 gününü “Soykırım günü” olarak ilan etmelerinin nedeni ülke içinde örgütlenmeyi sağlayan, yurtdışı bağlantılarını sağlayan ve işbirliğini yürüten lider kadronun o günden itibaren etkisiz hale getirilmiş olmasıdır ve bunu hazmedememeleridir.

Sözde Ermeni soykırımı İngilizler tarafından uydurularak dünya kamuoyuna pompalanan bir yalan olduğu; ABD’ li tarihçi ve Osmanlı uzmanı Prf. Justin Mc.Carthy Londra’da verdiyi bir konferans da belgelere dayalı olarak Ermeni İddialarının kaynak olarak gösterilen “Mavi Kitap”ın (Blue Book) aslında İngiliz istihbaratının yalan haber üretme merkezinin bir ürünü olduğunu belirtmiştir. İngilizler hiçbir belgeye dayanmayan ve tamamen dedikodu düzmece bilgilerle sözde Ermeni katliam senaryoları yazdılar.

Günlük politikalarına alet etmek için de yıllardır İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan, ABD ve Sırbistan asılsız soykırım iddialarını meclislerinden geçirerek tarihi Türk ve İslam düşmanlıklarını, haçlı zihniyetleri ile ortaya koydular. Fransa Cumhurbaşkanlarından Chirac; Paris Belediye Başkanı iken 1987 yılında seçim mitinginde Fransa da ki 400 bin Ermenin oyunu alabilmek için “Biz iktidara geldiğimizde Türkiye’ye ikinci Serv’i kabul ettireceğiz” demiştir.  İşte Avrupalıların gerçek niyetleri üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Türk Milletine yönelik geçek dışı iddialar zaman tünelinde kaybolmaya mahkumdur.