Ana sayfa Genel GENÇ PADİŞAH ile KOCA SADRAZAM CANDARLI dan bir DİYALOG

GENÇ PADİŞAH ile KOCA SADRAZAM CANDARLI dan bir DİYALOG

Yedinci Osmanlı Padişahı İkinci Mehmet 1444-1451 olmak üzere iki defa tahta çıkmıştır. Dört yaşında itibaren özel hocalardan ders alarak eğitim görmüştür. Ancak o hocalarının arasında en çok Molla Ak Şemsettin’i sevmekte hürmet etmektedir. Hocası da ona özel önem vermektedir.

Daha yedi yaşında iken Celebi İkinci Mehmet’in kulağına eğilerek başarmak için “Hedefini tespit etmelisin” dedi. Ve hedef belirlendi; Allah Resul’ünün Hadis-i Şerifin deki “Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir”. Ak Şemsettin hedef tespitinden sonra Celebi İkinci Mehmet’i karşısına aldı şunları söyledi: “Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki, herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların üzerinden geçesin.”

-Celebi İkinci Mehmet; Hocam, ya şartlar elverişli olmazsa? Dedi.

-Ak Şemsettin hiç tereddüt etmeden cevap verdi: “Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder.”       

Ve zamanı gelince tahta geçen, İkinci Mehmet çocuk denecek yaşına bakmadanKostantiniyye’yi almayı 1100 yıllık Bizans’ın Fethi niyetini dillendirmeye başladı.

         Orhan Bey döneminden beri vezirlik görevini yürüten Çandarlı ailesinin sekizinci ve son ferdi tecrübeli Kara Halil Paşa, gencecik padişahın niyetini duyar duymaz telaşlandı. Devletin Sadrazamıydı. Sadrazam olarak genç padişaha yol göstermek gibi görev ve sorumluluğu vardı. Bu çocuk (Padişah) bir çocukluk edip Bizans’ın üzerine yürürse, alimallah Osmanlı mülkü ayaklar altına alınabilir, hatta elden gidebilirdi. Ümmet-i Muhammed’i bir aceminin acemiliğine kurban etmeyecekti. İkaz görevini yapacak, kelle pahasına olsa bile Padişahı bu maceradan vazgeçirecekti.

-Koca Sadrazam Çandarlı; Bir gün hışımla genç padişahın huzuruna girdi ve selamı bile unutup sordu: “Sen ümmet-i Muhammed’i hisar önünde telef etmek mi istersin?”                          Genç Padişah, baba yadigârı Sadrazamının öfkelenmesinin sebebini az çok tahmin etmişti. Fakat ağzından duymak istiyordu: Koca Sadrazam Çandarlı’ya sordu.

-Genç Padişah: “Hangi sebepten ümmet telef olubdur koca vezirim?”

-Çandarlı : “Bizans’ı feth itmeğe and virmişsün. Ümmetun telefatine başkaca sebep ne lâzım?”  

– Genç Padişah: “Beli, and verdik. “Ya biz Bizans’ı, ya Bizans bizi alacak” dedik! Bir mahzuru mu var?”

           -“Elbette!” diye cevap verdi Sadrazam Çandarlı, konuşurken uzunca sakalı titriyordu:“Elbette ki mahzuru var, olmayacak duadır ki, akl-ı selim olmayacak duaya hiç bir vakit amin dimez.”

-Genç Padişah Mehmet gülümsedi: “Hangi duayı kabul edeceğini ancak Hak Tealâ bilir. Biz sadece arzımızı yapar hükm-i İlâhiyi bekleriz.”

-Genç Padişah yerinden kalktı, Sadrazamına doğru birkaç küçük adım attı. Gözlerine baktı: “Her daim demez misin ki, kul kısmı gaza yolunda elinden geleni yapmakla mükelleftir. Biz dahi muştunun (fetih müjdesinin) tahakkuku cihetinde say edeceğiz. İnşaallahu Tealâ fetih mukarrerdir.”

– Koca Sadrazam Candarlı: “Nereden belli ki?”

– Genç Padişah: “Doğru, henüz belli değil. Zaten teşebbüs olmadan tahakkuk olmaz. Biz dahi teşebbüs üzereyiz.”

– Koca Sadrazam Çandarlı’nın aklı bu işe bir türlü yatmıyordu. İkna olmamıştı. Baban alamadı, ondan öncekiler de alamamıştı, sen nasıl alacaksın?” dedi hafiften alaycı.

-Genç Padişah hışımla pencereye döndü. Bir süre yeniçerilerin koşturmasını seyretti. Onlar fethe inanıyordu. Ama yaşlı Sadrazamını henüz inandıramamıştı.

Genç Padişahın yüreğine ince bir sızı girdi. Bir an için endişelendi. Ne de olsa yaşlı Sadrazamın müthiş bir tecrübe birikimi vardı. On beş yaşından beri devlet hizmetindeydi. Kendisi ise on beş yaşını geçeli ancak birkaç yıl olmuştu. Bu açıdan şartlar aleyhine görünüyordu. Fakat şartlara teslim olmayacaktı.

-Genç Padişah Çandarlı’ya döndü: ”Bak a vezirim” diye söze başladı, öfkesini tereddüdüne sarıp yutkunarak; “ben ne babama benzerim, ne babamdan öncekilere. Şimdiki zaman başkaca zamandır. Çaresi yok fetih olacak.”

-Koca Sadrazam Çandarlı: tezini savunma kararlılığı içinde tek geri adım atmadı: “O zaman bil ki, bunun mes’uliyeti tamamiyle sana aittir, çünkü akıbeti hayır görmüyorum. Bizans İmparatoru ünvanını alayım derken, korkarım padişahlıktan da olacaksın. Bu ne hırs!”

-Genç Padişah ilk defa öfkelendi: “Hırs değil iman!..” diye bağırdı, “dedik ya “biz onu, ya o bizi!” Hakikatli hükümdar olmanın başkaca çaresi yoktur.”

-Koca Çandarlı: “Elinde olanla yetinsene.”

– Genç Padişah: “Elimdekiyle yetinirsem elimde olan da gider Çandar’lı, ne belledin. Zirvede durulmaz, ya devamlı tırmanırsınız, ya da aşağı kayarsınız. Ben gencim, tırmanacağım.”

-Çandarlı çıkmak için toparlanırken: “Ben söylemiş olayım, Hak Tealâ ve kulu nezdinde mes’uliyetten kurtulayım da, sen yine ne ki istersen yap, padişah sensin.”

-Genç Padişah: “Şükr olsun biz Padişah-ı Cihanız ve Kostantiniyye’yi feth edeceğiz.”

          -“İmkânsız” diye dudak büzdü Çandarlı Halil Paşa.

-Genç Padişah: “Neden koca vezir?”

-Çandarlı: “Çünkü surlar çok muhkemdir, muhkem surları yıkacak büyüklükte topumuz yoktur.”

Genç Padişahın karşısına yine şartlar ve sebepler çıkmıştı.  Ak Şemsettin Hoca’nın sözlerini hatırladı ve gülümseyerek sordu:“Surları yıkacak toplar günün birinde yapılacak mı?”

            “Evet” dedi Sadrazam Çandarlı “günün birinde her hal yapılır.”

-Genç Padişah kükredi: “İşte bu gün o gündür vezirim! o topları kullanarak surları tarumar edecek padişah da karşında duruyor.” devam etti; Ne demişti Ak Şemsettin Hocam: “Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar gerçekleşir eder” dedi.

Müjdelenmiş Fethin 563. Yılı Kutlu Olsun.

Allah Resulü tarafından övülen Fatih Sultan Mehmet Han ve askerlerinin ruhlarına selam olsun.